Ana Sayfa  Annelik  El sanatları  Haberler  Magazin Dünya Magazin Türkiye  Ressamlar  Seramik  Tiyatro  Yazılar Yemekler

Yanılsama

Yanılsama - Figen Füsun Pehlivan Hayata Dair

Söze nereden başlamalı? Gördüğümüz ama görmediğimiz, duyduğumuz ama duymadığımız şeyler var

Üstelik bir karıncanın ayak seslerini bile duyacak kadar hassas olduğumuz halde. Hepimiz yanılabiliriz, bilgimizin olmadığı bir konuda kolayca kandırılabiliriz, nasıl mı?

Grafi Saati online kültür sanat müzik ve gençlik dergisi
Yıllardır gazetenizi aldığınızda her seferinde büyük bir heyecan ve ilgiyle takip ettiğiniz köşe yazarı, televizyonda ilk kez bir tartışma programına çıkacak ve bu haber içinizi sevince boğuyor . Akşam olunca koltuğunuza oturup keyifle izlemeyi düşündüğünüz program sonunda başlıyor. Fakat o da nesi, yazarın konuşurken dili sürçüyor, elleri titriyor, üstelik ellerindeki kağıtları düşürdü, yerlerde kağıt arıyor, oysa karşısındaki tarikat sevicisi adam gayet sakin, soğukkanlı ve beyefendi gibi duruyor. Yine de sizin yazar somut belgelerle saldırıyor, tarikat sevicisi yazar yöneltilen suçlamalara geçerli hiçbir yanıt vermezken, son derece güzel cümleler kuruyor, konunun dışında ne kadar kişisel saldırı varsa hepsiyle yükleniyor bizim yazara. Yazarımız sinirli, duygu kontrolüne çomak sokulmuş vaziyette programı bitiriyor.

figen füsun pehlivan yazıları
Siz bu yazarın yazılarını okumaya devam edebilirsiniz. Çünkü haklı olduğunu, gerçeklerden bahsettiğini, yazma sanatıyla konuşma sanatının farklı şeyler olduğunu bilirsiniz fakat izleyenler? Milyonlarca insan izlemiştir o programı ve çoğunluk kimi haklı bulmuştur dersiniz?

Her şeyin çapı ne çok genişledi değil mi? Özgürlüklerimizin çapı gittikçe  daralıyor ne yazık ki.

Eskiden hırsız dendi mi, evimize girip eşya, para, değerli ne varsa çalan kişiler akla gelirdi, yani en azından benim kafamdaki fotoğraf buydu. Kitle iletişim araçlarının da hayatımıza girmesiyle hırsızlık hayal gücümüzü zorlayacak boyuta ulaştı. Üzülmeyelim ve umutsuzluğa düşmeyelim çünkü dünyada ne kadar kötülük varsa çok daha fazla da iyilik yapmak için sebebimiz var. Çalmak eylemi ve hırsızlık önce bunları ayıralım. Ekmek çalan, baklava çalan çocuklarla  hırsızları elbet ayrı tutacağız ki bir de kleptomani var onu da psikiyatriye havale edip, suç niteliğinde bireysel ya da organize hırsızlardan bahsedelim.


 

Hangi birinden efendim hangi birinden, politikacılardan başlayalım. Vatandaş olarak siyasi partilere oy veriyoruz, oy verirken kriterlerimiz nelerdir acaba? Yakışıklı olacak, güzel konuşacak, onbeş dakikalık bir konuşmanın içinde en az yedi kez, “Allahın izniyle, Allah  bizden yana,  Allaha emanet olun.”  gibi cümleleri sarf etmesi önemlidir. Öyle ya insanlara

Namazında niyazında, içinde Allah korkusu olan biri izlenimi vermek önemlidir. Üstelik ne güzel konuşuyor, hem ülke hem dünya meseleleri hakkında ne söylenmesi gerekiyorsa onları tek tek sıralıyor, oy vermeyelim de neyleyelim a dostlar, ay hem başkası gelse sanki daha mı iyi olacak. Politikacı konuşuyor tribünler tutuşuyor…Öyleyse kriterimiz ne olmalı, matematik bizi yanıltmaz mesela, politikaya atıldığında mal varlığı neydi, şimdi ne? Bulunduğu konumu kendi menfaatleri için kullanıp kullanmadığını çok kolay analiz edebiliriz.
 

Aman canım adam yiyor ama çalışıyor. Toplum dejenere olduğu için bu sözleri de duyar olduk. O halde tespit yapmakta fayda var, bir insan hırsızlık yapıyorsa, ceza almadığı takdirde, daha çok çalar, hatta suçunu bastırmak için daha büyük hırsızlık yapar, her yaptığı hırsızlık bir öncekini unutturur. Öyle bir noktaya ulaşır ki artık büyük denizlerde avlanır. Ve asla utanmaz. Ceza önemlidir, ceza olmayan yerde suçlular azar. Bir de şöyle bir yanılsama var, milletvekili çok modern, çağdaş olabilir fakat bazı fikirleri savunmanın hitap ettiği kitle tarafından geçerli olmayacağını bilir, o fikirlerden oy alamayacaktır, hatta kendisine zarar bile verebilir bu düşünceler o zamanda bu fikirleri sadece dost mekanlarında kullanır, entelektüel yanı görünecek ne de olsa

İş dünyasına biraz girelim, orta öğrenimli başarılı bir iş kadını. Yıllarca çalışmış, amirlerinin takdirini kazanmış, fakat o da ne! Sizin yaptığınız işi artık üniversite mezunları yapmaya başladı. Normalde olgunluğunuz ve tecrübenizle üniversite mezunu arkadaşlarınıza yardımcı olarak güzelce çalışmak varken, bencil ve hegemonyacı yanınız öne çıkar, birdenbire onları tehdit olarak görmeye başlarsınız. Gelen her üniversiteli çalışan değişik entrikalarla işten atılır. Yönetici önceleri durumu çakmaz, ne de olsa yirmi yıllık elemanı. Hem gerekçelere bakarsak oldukça makul sebepler var. Aradan belli bir zaman geçtikten sonra, bizim tecrübeli elemanın yeni gelenlere işi öğretmediği, kendi yerini alabilecek üniversitelileri de türlü oyunlarla işinden ettiği anlaşılır. İşte yöneticinin bunu fark ettiği anda olaya müdahale etmesi gerekir. Çünkü bir insanın ekmeğiyle oynamak kadar fena bir şey yok bu dünyada.

Suç işleme oranlarına baktığımızda normal insanların, akıl hastalığı olan insanlara göre daha çok suç işlediğini görüyoruz. Ama nedense bir akıl hastasından daha çok ürpeririz. Akıl hastalıkları için tımarhaneden başka çözümümüz yok maalesef oysa bunların arasında suç işleyenler var. Devletimizin bir yanılsaması var burada, o da şu; şizofreni sürekli bir anormallik arz eder. Dolayısıyla bu insanlarla ilgilenecek tıbbi donanımlı bir yer açılabilir. Öyle yapılmıyor bizim ülkemizde suç işleyen şizofren direk hapse atılıyor. Ve şizofren bir insan diğer mahkumların psikolojisini bozabilir. Cezaevi açmayı ezber etmiş devletimize duyurumuz olsun, psikolojik sorunlu suçlular için doktor gözetiminde özel tutukevi istiyoruz.

Yurdum insanı sıcaktır, sohbet etmeyi sever, hatta içimizde bir telefonla hayatının değişeceğini düşünen hayalciler oldukça fazla. Almanları örnek verelim, kendi bilgisi dahilinde olmayan hiçbir konuda telefonla işlem yapmıyorlar çünkü prensip sahibi insanlar. Maalesef bizim insanımız pek öyle değil, art niyetli bir kişi aradığında tabii ki yalan söyleyerek arayacak, kendini farklı tanıtacak, “ben telefonda bilgi vermiyorum” dediğinizde apışıp kalacaktır. Aksi halde bilmediğimiz bir konuda kandırılmak hiç te zor değil.

 Bu kadar yanılsama yeter sanırım, daha da çoğaltabiliriz, onlarda bunlara benzer.

Çok bilindik bir söz vardır; hiç yalancı olan ben yalancıyım der mi? Hayatımızda gerçekler ve güzellikler olsun. Sevgiyle…

Figen Füsun Pehlivan

Figen Füsun Pehlivan
01. 01. 2016

Yazan: Figen Füsun Pehlivan

Copyright: Bu yazının telif hakları yazarı Figen Füsun Pehlivan'a ve internet üzerinden birincil yayın hakkı http://hayata-dair.com internet sitesine aittir. Öykünün yazarı ve yayın hakkına sahip site ilgili sayfa kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz. Site ve yazar kaynak gösterilse dahi alıntı miktarı bir paragrafı geçemez. Alıntı yapan kurum; internet sitesi ise bu siteye ve bu sayfaya link vermek zorundadır.

Yazar ya da siteyi rencide edecek tarzdaki yayınlarda veya zararlı alışkanlıkları öven, müstehcen, ya da  aile için uygun olmayan içerikler ile kanuna aykırı materyallerin bulunduğu yayın organlarında hiçbir şekilde bu yazıdan ve diğer Hayata Dair .org yayınlarından alıntı yapılamaz. Yazının ve yazarın hakları uluslararası telif yasalarıyla korunmaktadır.

Diğer Figen Füsun Pehlivan yazılarından seçmeler

Figen Füsun Pehlivan

Yanılsama

AVM'de aşk başkadır
Öykü deneme tadında makale

Bizim şarkılarımız - Makale

Budala - Öykü

Cengiz Aytmatov üzerine - Araştırma

Feminizme ne borçluyuz - Makale ve şiir

Grup Bent 1 - Makale yorum

Grup Bent - Röportaj

Grup Bent konseri - Haber

Grup Bent videoları - Video klip

Hastanede cinayet - Deneme, yorum

Hastanede Cinayet 2. tasarım - Deneme yorum

Hayvanlara kıymayın - Deneme, makale, yorum

Kıvılcım - Deneme

Muzaffer Özdemir röportajı ve röportaj videosu - Röportaj

Neden hayvan hakları - Araştırma ve yazılar

Salvador Dali bize ne anlatıyor - Makale, araştırma

Sevgi trenine bir bilet - Deneme

Yoksulun sultanı Pir Sultan Abdal - Araştırma

Ve moda - Makale, yorum

figen füsun pehlivan yazıları

 

Mail: figen_fusun_pehlivan[at]hotmail[.]com

Copyright: Her hakkı saklıdır  | grafiksaati.com[at]gmail.com  |  gizlilik politikası